Yeryüzünde Allah’ın Halifesi Olmak

0
353

Bakara sûresinin 30-39. âyetleri, insanı, yeryüzünde halifesi olduğu Allah Teâlâ’ya itaate davet eder:

30) “Hani Rabbin, Meleklere: ‘Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim’ demişti. Onlar da: ‘Biz seni övüp-yüceltir ve (sürekli) takdis edip dururken, orada fesat çıkaracak ve orada kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?’ dediler. (Allah:) ‘Şüphesiz, sizin bilmediğinizi Ben bilirim.’ dedi.

“Melek” (çğl. melâike): sözlükte ‘elçi’, ‘kuvvet sahibi’ demektir. Allah’ın mülkünde görevlendirdiği elçilerdir.

Allah, yaratacağı in­sanı önce meleklere tanıtıp onu yeryüzünde halife yapacağını bildirdi. Âdem’in yaratılışı­nı müşahede edip onun özelliklerini gören melekler bu varlığın halife yapılış nedenini anlamak için soru sordular.

Halife: ‘Bir kimsenin diğerinin yerini alması, onu temsil etmesi, yetkilerini kullanması’ manasındaki “Ha-Le-Fe” fiilinden türemiştir. Âdem ve neslinin halifeliği, Allah’ın mülkünde O’nun iradesi ve talimatına uygun yaşamaktır.

31) “Ve Âdem’e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: ‘Eğer (iddianızda) sadık kimseler iseniz, bunları Bana isimleriyle haber verin’ dedi.” 32) “Dediler ki: ‘Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiç bir bilgimiz yoktur. Gerçekten Sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın’.”

Allah(c.c), kendi bildiği ve meleklerin bilmediği hikmetler, gerekçeler sebebiyle Âdem’i yarattığını söyleyince melekler ikna oldu. Fakat meleklerin şahsında insanları gözlem ve düşünceye yönlendirmeyi murat ettiği için bir imtihan düzenledi. Âdem’e bütün isimleri (maddî-manevî varlıkların, kavramların isimleriy­le özelliklerini veya dil icat etme kabiliyetini) öğretti. Ve meleklere, Âdem’in bu vasıflarının fazlasıyla kendilerinde mevcut bulunduğu kanaatlerinde haklı ve isabetli iseler bu isimleri bilip söylemelerini isteyerek onları imtihana tabi tuttu.

Eşyanın geneline dair belli bir bilgiye sahip kılınan insanın aksine kendi görev alanı dışındaki şeylerle ilgili bir bilgiye sahip olmayan melekler, bu imtihanla Allah’ın ilim ve hikmetini, eserini görerek O’nu tekrar tasdik ettiler.

33) “(Allah) ‘Ey Âdem, bunların isimlerini onlara haber ver’ dedi. O da isimleri onlara bildirince: ‘Size, “göklerin ve yerin gaybını gerçekten Ben bilirim, gizli tuttuklarınızı da, açığa vurduklarınızı bilirim” demedim mi?’ dedi.”

Meleklerin endişesine verilen bu cevapla Allah(c.c): ‘Ben Âdem’e sadece yetki değil, bilgi de veriyorum’ diyor.

34)“Meleklere: ‘Âdem’e secde edin’ dedik. İblis hariç hepsi secde etti. O ise dayatıp kibirlendi, kâfirlerden oldu.https://ecf6fc406d842830f3ceaac0bd5ec7c0.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html

Allah’ın (c.c) meleklere bunu emretmesi; M.Esed’e göre, insanın kavramsal düşünme yeteneğinden dolayı, bu konuda meleklerden bile üstün olduğunu göstermek içindir. Müfessirler, Âdem için yapılan bu saygı hareketinin (secde), Allah Teâlâ’nın emriyle olduğu ve Hz.Âdem’e ibadet maksadı taşımadı­ğı için şirk olmadığını açıklarlar.

Meleklerin Allah’ın emrine karşı çıkmayıp buyruklarını yerine getirdiğini dikkate alan müfessirlerin çoğu, İblîs’in melek türünden olamayacağını; “O, cinlerdendi”(Kehf 18/50) âyetine dayanarak da cin olduğunu söylerler.

İblis (şeytan): Allah’a isyan edip Kıyamet’e kadar insanları saptırmak için Allah’tan mühlet isteyen cindir.

İblis’in isyanının sembolik olup Allah tarafından kendisine verilen özel bir görev sonucu olduğu da söylenir.

35) “Ey Âdem, sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz” dedik.

Âdem ve Havva, halife olarak tayin edildikleri yeryüzüne gönderilmeden önce eğilimlerinin denenmesi için Cennet’te tutuldular. Denenmeleri için bir ağaç seçildi ve ona yaklaşmaları yasaklandı. Bu imtihan için Cennet en uygun yerdi; zira böylece Allah’ın halifesine asıl uygun olan yerin Cennet olduğu ama şeytana aldanırsa ondan mahrum olacağı gösterilmiş olacaktı. Cennet’e tekrar kavuşmanın yolu ise, şeytana karşı başarı kazanmaktı.https://ecf6fc406d842830f3ceaac0bd5ec7c0.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html

Zâlim; bir hak veya görevi ihlâl eden; Allah’ın, eşyanın, meleklerin, bizzat kendisinin hakkını çiğneyen kişidir.

36) “Şeytan, oradan ikisinin ayağını kaydırdı ve böylece onları içinde bulundukları durumdan çıkardı. Biz de: ‘Kiminiz kiminize düşman olarak inin; sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerleşim ve meta vardır’ dedik.

İnsanın en büyük düşmanı olan Şeytan, insan soyuna ilk düşmanlığını ve ayartıcılığını; Hz. Âdem ve eşini, yasaklanmış ağacın meyvesini yemeye teşvik ederek, içinde bulundukları konumdan çıkarmakla göstermiştir.

Âyetlerde yukarıdan beri devam eden ikili hitap şeklinin, bu âyetteki “İhbitû: ininiz” emri ile çoğula dönmesi; bu kıssanın ahlakî tarafının bir bütün olarak insan soyunu ilgilendirdiğini gösterir.

37) “Derken Âdem, Rabbinden (birtakım) kelimeler aldı. (Allah da) Bunun üzerine tevbesini kabul etti. Şüphesiz O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.”

Âdem bu günahına pişman olup Allah’a tövbe etmek istedi. Allah da, ona acıyıp gerekli sözleri öğretti.

38) “Dedik ki: ‘Oradan tümünüz inin. Artık, ne zaman size benden bir hidayet gelir de, kim benim hidayetime uyarsa, onlara ne bir korku vardır, ne de mahzun olacaklardır’.” 39) “Küfredip de ayetlerimizi yalanlayanlar ise; onlar, ateşin halkıdırlar ve orada süresiz kalacaklardır.”

“Oradan inin” emrinin tekrarı, insanın yaratılış gayesinin yeryüzünde halife tayin edilmesi olduğunu gösterir. Hz.Âdem, dünyaya bir ceza olarak değil yaratılış amacı nedeniyle gönderilmiştir.

(Tefhimü’l-Kur’ân, Kur’ân Yolu, Kur’ân Mesajı)

isinlama
IMG 20210422 023746

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here