YAŞAMIM

0
37

Bu dünyada amansız hastalığa yakalanmış biri olarak yaşadığım tecrübeler çok fazla oldu. İç dünyama dönmeme vesile olan bu derdimin bana öğrettiği şeyleri bende insanlığa öğretme düşüncesindeyim…
Tıpta çaresi olmayan bir hastalığa düçar olan ben ve ablalarım doktorların sapladığı hançerlerin acısıyla yaşamaya alışmıştık artık. Gözümüzün içine baka baka “bu hastalık öldürmez süründürür sadece! Yani günden güne ilerler ve yatağa bağlar. Bu şekilde kendinizi alıştırın” gibi geceden daha kara olan sözleri o kadar kolay söylüyorlardı ki, ağlayan yüreğimizin akıttığı kanı görmüyorlardı bile…
Fakat o zaman yaşadığım acılar için şimdi af diliyorum Allah’tan. Çünkü fani olan bir beşerin sözleri yaralıyordu beni. Müslüman olarak yaşayan ben, Allah’ın dermansız dert vermediği düşüncesi silinmişti sanki zihnimden. Bu modern tıp denen safsataya itibar ediyordum resmen… Halbuki burası dünyaydı; çeşit çeşit dertlerle, hastalıklarla, belâ ve sıkıntılarla sınava tabi tutulduğumuz bir fani olup hapishane, hastahane gibiydi. Peygamberimiz bir tabip, Kur’an ise şifa dağıtan mucizevi bir kitaptı… O zaman kendi doktorum kendim olmalıyım dedim ve çaremi islamda aramaya başladım. Yoksa gidiş sağlam bir gidiş değildi. Kurtuluş Allah’ın ipine sarılmaktaydı. Öncelikle şöyle düşündüm; modern Tıp Hz. Muhammet Sallallahü Aleyhi Vessellem’in sunneti seniyyelerini tedavi olarak kabul edebilseydi, makinelerle boğma yerine kişiye dokunmayı tercih etseydi bugün doktorlarda, hemşirelerde ve diğer saglik hizmeti insanlarda bir salgın hezimeti yaşanıyor olmayacaktı. Eczalarda ilaç satılması için verilen zehirlerle toplumun zihni bulunmayacaktı…
Amacımız kimseyi yermek veya yıkmak değil. Aksine yanlışların tam çekirdeğine inmek!..
Allahu Teala Asr Süresinde buyuruyor ki;
“İnsanlık hüsrandadır. Birbirine hakkı ve sabri tavsiye edenler bu hususta müstesnadır..”
Yani kurtuluşa erecek olan hakkı ve sabri tavsiye edenlerdir. Burada ki ” tavsiye; yaşayarak dil ile ve buğz ile iştirak etmektir.
Bugün tıp doktorlarımız kendilerine test yaptırıp ilaç bulma çaresizliği yaşamaya başladıysa, dünyayı saran bu korona illetinden ölenlerin arasında profesörler, sağlıkçılar yer alıyorsa bütün bu korkunç senaryo endüstri dişlilerinin kendi sermayesini nasıl acımadan tükettiğinin delilidir. Endüstrinin sermayesi insandır. Çünkü makineler insanı tüketmektedir..

Gelelim farz ve sünnet üzere tıp günümüz de mümkün mü?
Elhamdülillah engin kerem sahibi Rabbimizin hikmetlerimden birisi de budur. Haşr suresinde “Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin.” diye buyuruyor Allah. Düşünsenize bugün ibadet olduğu için oruç tutmaya yanaşmayan bazı ülkeler; koşarak gittikleri spa tür yerlerde açlık kampları yapıyorlar artık. ilginç olan önerilerinin hafta başı ve sonu olması. Yani Pazartesi ve Perşembe. Peygamberimizin oruç tuttuğu önemli günler… Dengeli bir şekilde açlığın vücuda olan faydalarını araştırmanızı tavsiye ederim…
Miraç’ta ümmete beş vakit namazın farz kılındığını hepimiz biliyoruz. Peki Miraç’ta Peygamberimizin ümmetine Hacamat’ın da emredildiğini biliyor muydunuz?
Ve yine sülüğün, hacamatının insan sağlığına faydalarını araştırmanızı tavsiye ederim…
Ya sirkenin faydalarına ne demeli! Allah Rasulü “hayatınızda sirke varsa başka katık aramayın. Birde o ne güzel bir katıkıktır diye övüyor sirkeyi… Soruyorum size daha hangi bir dille bu kadar net ve güzel anlatılabilirdi? (Doğal ev yapımı olacak.) Faydaları saymakla bitmeyen faydaları günümüzde zirve yapmış durumda…
Vee doğal kaya tuzu; aç ve tok karnına işaret parmağıyla bir miktar alındığında birçok hastalığa şifa vesilesi olduğunu söyleyen Peygamberimizi dinleyin ve neticeyi görün derim sadece. (Fakat hayatımıza sonradan giren, zehirleyen tuz değil.)

Kuran ” sizden öncekiler ” diye bahis açarak insanlığı sınıflandırır.
Her millete verilen nimetler ve vasıflar farklı farklıdır. Bu vasiflari ve nimetleri beşeri gücünü şeytana pazarlayarak kullanan toplumlar helak edilmiş, hakikat yine kaldığı yerden insanlığa nur olmaya devam etmiştir.
Nimetler, statüler, yaşam şekilleri değişsede insan ruhen, bedenen, ahlaken ,fiziken değişmemektedir.
Bu da gösteriyor ki insan kendi kurduğu çağa yenilirse kendini ziyan eder.
Kuran ve Rasulullah sav in rehberliğini terk etmez ise çağ zindelik kazanır.
Islam var ama hani diyalektiği nerede?
Islam var ama dinamosu nerede ?
Motorsuz araba çalışmaz diyoruz ama yaşamın motoru olan Rasulullah sav kaportanın icine yerleştirilen sistemde yok..
Benim doktorum nicin kapı kapı kapitalizm den ilaç arasın..
Nicin testim pozitif mi negatif mi diye canı gırtlaginda yaşasın..
Niçin testi pozitif çıkan bir mümine git evine kendini odana kapat demek durumuna düşsün..
Çare bu kadar uzak degil ki..
Bakın Kuran daima kendini ispat eder.
Resulullahın sünnet-i seniyyeleri daima kendini ispat eder.
🌹Kurtuluşa erenlerden olalım İnşaAllah🌹

Screenshot 2021 06 03 23 19 57 474 com.android.chrome2 1
Yazar Sevda GÜNDÜZ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here