BÖĞÜRTLEN KANSERİN DÜŞMANI

0
109

BÖĞÜRTLENİN FAYDALARI

Kanser savaşçısı böğürtlen Böğürtlenin arasında bulunan ellagik asit, antikansorojen madde olarak biliniyor. Onkolog Prof. Dr. Erkan Topuz, ABD’da hayvanlar üstünde yapılan deneylerde böğürtlenin kanser ve tümör hücrelerinin gelişimini engellediğinin, hatta küçülttüğünün tespit edildiğini söylüyor. Ellagik asit, böğürtlenin yanı sıra, çilek, üzüm ve ahududunda da bulunuyor. Topuz, günde bir avuç böğürtlen yenilmesini tavsiye ediyor. Böğürtlenin bir özelliği de dondurucuya konulabilen bir meyve olması. Dondurucuda özelliğini ve lezzetini kaybetmiyor, uzun süre kalabiliyor. Dolayısıyla da kışın ortasında taze böğürtlen tüketebilirsiniz. Böğürtlenin sadece meyvesi değil yaprağı ve kökü de kansere karşı müessir.

Düzenli yenilen böğürtlen yaşlılıktan meydana gelen hafıza kayıplarını önlüyor.
Ağız yaralarında, gerek taze ve gerekse kurutulmuş 20 gram böğürtlen yaprağı 1 litre suda haşlanırsa, bu çay ağız yaraları için çok faydalıdır.
Kurutulmuş yapraklarından meydana getirilen şurubunun kanı temizleyici tesiri de var. Bu şurup öksürüğü olanlara da iyi geliyor.
Ayak yorgunluklarına oldukca iyi gelir. Ayak yorgunluklarında, böğürtlenin sürgünleri ve kökleri 100 grama 1 litre su ölçüsüyle kaynatılırsa, ılıyınca ayak banyosu olarak kullanılabilir.
Güzellik için, böğürtlen çiçekleri ise 50 grama bir 1 litre su ölçüsü ile kaynatıldığı vakit, elde edilecek bu şifalı su eller için çok iyi bir güzellik losyonudur.
Her gün yenen bir avuç böğürtlen kanserden korur. Yapılan araştırmalar böğürtlenin, bünyesinde barındırdığı antioksidanların bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser türlerine karşı koruyucu tesiri bulunduğunu keşfetmiştir.
Kanı incelterek kan şekerini dengeleyen böğürtlen, diyabet hastalıkları olan hastalar için mühim bir şifa kaynağıdır.
Yaprakları kaynatılarak suyu ile gargara yapılırsa, diş eti ve bademciklerdeki iltihaplara iyi gelir.
Kökleri kaynatılarak suyu içilirse böbrek kumunun ve taşlarının düşmesine destek verir.
Böğürtlenden şurup ve reçel de yapılır. Şurubu göğüs ve solunum sistemi hastalıklarında çok yararlıdır.
Böğürtlen yaralara sürülürse iyileşmelerini kolaylaştırır.
İyi bir antioksidandır. Vücuttaki zararlı maddelerin temizlenmesine destek sağlar.
Tansiyonu düşürür ve bedeni kuvvetlendirir.
Olgun böğürtlen idrar söktürücüdür ve kabızlığa iyi gelir.
Tok tutan bir meyve olan böğürtlen zayıflamak isteyenler için de idealdir.

GOPÜ BAHÇE BİTKİLERİ BÖLÜMÜ BAŞKANI PROF. DR. GERÇEKCİOĞLU: -”BÖĞÜRTLEN, TOHUMUNDAKİ DOYMAMIŞ YAĞ ASİTLERİ YÖNÜYLE ŞİFA KAYNAĞIDIR” -”BÖĞÜRTLEN, A VE C VİTAMİNİ GİBİ ANTİKANSEROJEN MADDELER YANINDA YÜKSEK ORANDA ANTİOKSİDANT KAPASİTESİNE SAHİPTİR”

Gaziosmanpaşa Üniversitesi (GOPÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Resul Gerçekcioğlu, böğürtlenin kalp damar rahatsızlıkları, gırtlak ve bağırsak kanseri, diyabet şeklinde birçok rahatsızlığa karşı şifa deposu bulunduğunu bildirdi. Prof. Dr. Gerçekcioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, böğürtlenin tedavi edici özelliklerinin senelerdir bilindiğini söyledi. Böğürtlenin, bol miktarda B grubu vitaminleri içerdiğinden açınma çağındaki çocuklar ile ileri yaşlardaki insanların sağlığı açısından fazlaca yararlı olduğunu belirten Prof. Dr. Gerçekcioğlu, şu şekilde devam etti: ”Böğürtlen, A ve C vitamini şeklinde kanser önleyici (antikanserojen) maddeler yanında yüksek oranda antioksidant kapasitesine sahiptir. Antioksidant seviyesi serbest oksijen radikallerini absorbe etme yeteneğinin bir ölçüsüdür. Diğer yiyeceklerle karşılaştırıldıklarında özellikle siyah ahududu ve böğürtlenler çok yüksek miktarda oksijen köktencilik emilim (ORAC) değerine haizdir. Ayrıca antisiyonince en zengin yiyecekler arasındadırlar.” Böğürtlende, kanseri engellemiş olan bir madde olan ellagic asit içinde ne olduğunun de fazla olduğunu bildiren Prof. Dr. Gerçekcioğlu, şunları kaydetti: ”Laboratuvar hayvanlarında meydana getirilen çalışmalarda, ilk kanser oluşum hücrelerinin aktif kansere dönüşümünü ellagic asidin engellediği görülmüştür. Bu araştırmaların ışığında, insanoğlu arasında en yaygın iki kanser olan gırtlak ve bağırsak kanserlerinde de bu maddenin tesirleri üstünde çalışmalar odaklanmıştır.” Tohumuyla tüketilen böğürtlenin, tohumundaki doymamış yağ asitleri yönüyle şifa deposu olduğunu anlatan Prof. Dr. Gerçekcioğlu, ”Bazı yağlarda ve fındıklarda bolca oranda bulunan bayağı lipophilic antoksidantlardır. Bunların böğürtlen, ahududu ve öteki birtakım üzümsü meyvelerin çekirdeğindeki varlığı, vitamin E aktivitesine antioksidant potansiyeli sağlar” diye konuştu. Üzümsü meyve çekirdeklerinde, kalp rahatsızlıkları, diyabet ve kansere karşı etken bir koruyucu olarak bilinen esansiyel yağ asitlerinin yüksek oranda bulunduğunu anlatım eden Prof. Dr.Gerçekcioğlu, ”Bu yağların koroner kalp rahatsızlıkları ve birçok kansere karşı koruyucu özellikleri vardır. Bu yağ asitleri, balıklardan ya da algler benzer biçimde deniz canlılarından elde edilebilir” dedi. Besleyici değeri oldukça fazla olan böğürtlenin yetiştirilmesiyle alakalı de bilgi veren Prof. Dr. Resul Gerçekcioğlu, böğürtlen ekili bir alanda dönümden 2-4 ton arası meyve alınabildiğini söyledi. Reçel, marmelat, meyve suyu, dondurma, pasta, deva, bitkisel çay benzer biçimde mamüllerin ham maddesi olan böğürtlenin sofralık tüketiminin de yaygın olduğunu anlatan Gerçekcioğlu, böğürtlenin kilosunun 4-6 TL içinde satıldığını belirtti. Prof. Dr. Gerçekcioğlu, Tokat’ta uzun seneler sürdürülen uyarlama emek harcaması sonucunda, böğürtlenin yöreye müsait çeşitlerinin belirlendiğini laflarına ekledi.

( malumat paylaştıkça güzeldir )
Bal ve Tarçın karışımının birçok hastalıklara iyi geldiği saptanmıştır. Eski Yunan tıbbında olmasıyla birlikte Ayurvedik tıpta da Bal,asırlarca hayati ilaç olarak kullanılmıştır.
Bugünün bilim insanları birçok rahatsızlıkların tedavisinde Balı fazlaca müessir bir deva olarak kabul etmişlerdir. Bal hertürlü hastalıkta herhangi bir yan etkiye sebep olmaksızın kullanılabilmektedir. Bugünün tıp bilimsel, balın tatlı bulunmasına rağmen doğru dozlarda alındığında şeker hastaları için tehlikeli olmadığını kabul etmektedir. Kanada da piyasaya çıkan ünlü Weekly World News dergisinin 17 Ocak 1995 tarihli sayısında batılı araştırmacılar tarafınca bal ve tarçınla tedavi edilen rahatsızlıkların listesini yayınlamıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here